Zeitschrift für die Welt der Türken / Journal of World of Turks, Vol 11, No 3 (2019)

Font Size:  Small  Medium  Large

MÜRİD-MÜRŞİD İLİŞKİSİ ÇERÇEVESİNDE SIDKİ BABA’NIN GÖZÜNDEN MÜRŞİDİ ŞEYH CEMÂLEDDİN / IN MURSHİD-MURİD RELATİONSHİP SIDKİ BABA’S POEMS TO HİS MURSHİD SEYH CEMÂLEDDİN

Mustafa SEVER

Abstract


Özet
1865 yılında doğan Sıdkî’nin asıl adı Zeynel Abidin’dir. Yenicelidir. İlk öğrenimini köy medresesinde almıştır. Burada saz çalmayı da öğrenen Zeynel, Pervâne mahlasıyla şiirler söyler. 12 yaşında (1293/1876) Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gelir. Şeyh Feyzullah Efendi’den ve Cemâleddin Efendi’den dersler alır. Çalışkanlığı, sadakati ve dürüstlüğü nedeniyle Cemâleddin Efendi ona Sıdkî adını verir. 1894 yılında Merzifon’un Harız/Gümüştepe köyüne yerleşir. Sıdkî, 1928’de vefât eder.
Tasavvufî düşünceye göre, sâlikin manevi yönünü inşa eden, onun manevi terbiyesini üstlenen, ona mürebbilik eden kişiye mürşid adı verilir. Mürşid, müride insân-ı kâmil olma yolunda/yolculuğunda (seyr u sülûk) önderlik, kılavuzluk eder. Bu açıdan bakıldığında, tüm insanların ideal ahlâkı, edebi kazanmalarında onlara kılavuzluk eden Hz. Muhammed (sav.) hakiki mürşittir. Hz. Peygamber’in manevi mirasını devam ettirenler, O’nun vasıtasıyla Allah’tan aldıkları feyz-i ilâhîyi taliplerine aktaranlar mürşitlerdir ve bu yönleriyle Hz. Peygamber’in vekilleri olarak da adlandırılırlar. Mürid ise, mürşidin kılavuzluğunda Hakk’a giden yolda bir yolcudur. Kayıtsız, şartsız mürşidine teslim olurken aynı zamanda onda hakikati ve Hakk’ı seyrettiği için ona sınırsız bir sevgiyle bağlıdır.
Sıdkî Baba, kendisine manevi dünyanın kapılarını açması, terbiye ve irşadıyla meşgul olması sebebiyle mürşidi Cemâleddin Efendi’ye derin bir sevgi ile bağlıdır. Bu bağlılığını ve onun vefatı dolayısıyla üzüntüsünü değişik şiirlerinde ortaya koymuştur. Sıdkî Baba, mürşidini kaybetmenin verdiği üzüntüyle söylediği bu şiirler, şeyhinin “himmet-i ruhanisiyle” dile gelmiştir; yani şiirlerinin kaynağı ilahîdir. Bu yönüyle Sıdkî Baba, ilahî kaynaktan gelen ilhamın dile getirilmesinde bir vasıtadır. Asıl önemli olan burada hakikatin dile getirilmesidir.
Çalışmamızda, bu şiirlerde dile getirilen mürşid-mürid ilişkisi ve müridin mürşidine sevgi ve bağlılığı çerçevesinde Sıdkî Baba’nın Ahmed Cemâleddin Efendi’ye söylediği şiirler üzerinde durulacaktır.
Anahtar Sözcükler: Mürşid, mürid, Sıdki, Cemâleddin, ağıt.

Abstract
Sıdki was born in 1865. The real name of Sıdki is Zeynel Abidin. He is from Yenice. He received his primary education in the village madrasah. Zeynel learned to play the baglama here and said poems under the Pervane pseudonym. At the age of 12 (1293/1876) he comes to Hacı Bektaş Veli Dargah. He took lessons from Sheikh Feyzullah Efendi and Cemâleddin Efendi. Because of his hard work, loyalty and honesty, Cemâleddin Efendi calls him Sıdki. In 1894 he settled in Harız/Gümüştepe village of Merzifon. Sıdki died in 1928.
According to Sufistic thought, the person who builds the spiritual aspect of the saliq, takes on his spiritual training, and becomes the governor is called the murshid. Murshid leads and guides the way for his disciple to in the journey to become a perfect person (seyr u suluk). From this point of view, Prophet Muhammad (peace be upon him) who guides all humanity to acquire the ideal morals and manners, is the true murshid. Those who carry on the spiritual legacy of Prophet Muhammad, are murshids who convey the feyz-i ilahi (divine inspiration from Allah) with the help of him to the seekers. In this respect, they are also called as the proxies of the Prophet. The murid is a passenger on the way to Hakk, guided by his murshid. He surrenders unconditionally to his master. He also sees the truth and Allah in his murshid. Therefore, he is bound to him with unlimited love.
Sıdki Baba is deeply attached to his murshid Cemâleddin Efendi because he opened the doors of the spiritual world and engaged in manners and guidance. Sıdki Baba showed his devotion and his sadness for his death in different poems. These poems, saddened by the loss of Sıdki Baba's murshid, were expressed in the “himmet-i ruhani” of the sheikh; in other words, the source of his poetry is divine. In this respect, Sıdki Baba is a means of expressing inspiration from the divine source. What matters is that the truth is expressed here.
In this study, we will focus on the poems of Sıdki Baba to Ahmed Cemâleddin Efendi within the framework of the relationship between the murid and the murshid and the love and devotion to the murshid.
Key words: murshid, murid, Sıdki, Cemâleddin, elegiacs.

Full Text » Tam Metin » Vollständiger Text: PDF